- Katılım
- 10 Ocak 2025
- Mesajlar
- 465
- Tepkime puanı
- 1,622
- Puanları
- 93
-
Öne çıkan konu
- #1
Roja Diaghilev bence tam anlamıyla bir zaman kapsülü. Çocukken annem ve büyükannemin kullandığı kokuları anımsatıyor diyenler var ve haksız sayılmazlar; bu parfüm kesinlikle geçmişe götüren, nostaljik bir eser. İlk kokladığınızda hemen vintage hissini alıyorsunuz. Hatta hayvansı bir havası var ama asla rahatsız edici değil, tam tersine insanın içini gıdıklayan bir tarafı var.
Üst notalarda bergamot, lime, limon ve turuncunun ferahlığı var ama kimyon ve tarhun ile birleşince sıradan bir turunçgil açılışı değil, baharatlı ve karakterli bir açılış oluyor. Orta kısımda şeftali reçeli gibi tatlı bir his geliyor; yasemin, gül, sümbülteber ve ylang-ylang ile birlikte çiçeklerin yoğunluğu parfüme romantik ama olgun bir ruh katıyor. Siyah frenk üzümü ve menekşe ise hafif tatlı-ekşi ve pudramsı bir hava sağlıyor.
Dip notalara indiğinizde işin asıl büyüsü başlıyor. Meşe yosunu, paçuli ve vetiver kuru, hafif yeşil ve topraksı bir derinlik verirken; deri, misk kedisi ve misk hayvansı, tensel bir sıcaklık katıyor. Benzoin, Peru balsamı ve styrax tatlı, reçineli bir gövde oluşturuyor. Vanilya ve sandal ağacıysa parfüme kremamsı bir yumuşaklık ekliyor. Amber, tütsü ve kuru kehribar havası ile birleşince gerçekten eski dünyanın zarafetini şişede sunuyor.
Benim için ilginç olan nokta, bu kokuyu ilk denediğimde hiç sevememiş olmam. Ağır ve biraz fazla yaşlı bulmuştum. Ama kullandıkça, adeta kendisine aşık ettirdi. Her defasında yeni bir katman keşfetmek mümkün. Bu yüzden notalarını tek tek ayırt etmek bile zor çünkü öylesine iyi harmanlanmış ki bütün halinde kusursuz bir senfoni gibi.
Bence bu parfüm genç kesime uygun değil; kesinlikle yaş isteyen, olgun, 35-40 yaş ve üzeri bir koku. Evet çok pahalı, belki gereğinden fazla pahalı ama şunu kabul etmek lazım: Dünyanın en iyi parfümlerinden biri. Eşsiz, zarif, nostaljik ve gerçek bir sanat eseri.